Varis Hastalığı (Venöz Yetmezlik) Belirtileri, Nedenleri ve Teşhisi

Varis hastalığı: bacaklarda ağrı, kramp, kaşıntı, ödem ve ülser gibi iyileşmesi zor (bacak yaralarının) en sık görüldüğü hastalıktır.

Dünya genelinde yetişkin nüfusun %5 ile %40 gibi büyük bir bölümünü etkilemektedir. Görülme riski, yaşlanmayan bağlı olarak artmaktadır.

Varis hastalığı, venöz yetmezlik

Yaşam kalitesini düşüren şikâyetlere neden olması yanı sıra akciğer embolisi dediğimiz (Pulmomer Emboli) riski ile ölümcül hastalıklardan biridir.

Varis tedavisi: cerrahi ya da ameliyatsız yöntemler kullanılarak, dakikalar içerisinde yapılabilmektedir. Lazer, radyofrekans, köpük, skleroterapi ve son zamanlarda uygulanışı hayli yaygın hale gelen; yapıştırma yöntemi de en çok tercih edilen ameliyatsız varis tedavisi yöntemleri arasında yer almaktadır.

Varis tedavisinin nasıl yapıldığı ve uygulanan yöntemlerle ilgili, geniş çaplı bilgiler vermeye devam edeceğiz. Onun öncesinde, varis hastalığının yapısı, nedenler, risk faktörleri ve belirtileri ile ilgili detaylar paylaşmak istiyorum. (1).

Varis Nedir?

Damar genişlemesi olarak da bilinen varisin en doğru tabiri: venöz yetmezlik olacaktır. Çünkü varisler, venöz yetmezlik nedeniyle oluşmaktadır. Sorunun kaynağı her zaman toplardamarlar olmaktadır. Toplardamar (ven) doku ve hücreler tarafından kullanılan kanı kalbe geri taşımaktadır.

Varis nedir

Kan akışını bacak, baldır kasları ve içerisinde yer alan kapakçıklar yardımı ile gerçekleştirir. Kapakçıkların doğuştan olmayışı, yetersizliği ya da çeşitli nedenlere bağlı olarak bozulması sonucunda varisler ve buna bağlı şikâyetler oluşur. (2).

Venöz yetmezlik, yüzeysel ve derin toplardamarlar yanı sıra bu ikisini bir birine bağlayan perforan venlerde görülür. Resim 1. Günümüzde kılcal damar genişlemesi olarak bilinen (telenjektazide) varis olarak kabul edilir. Bu nedenle varis tipleri: telenjektazi, retiküler ve varikoz ven (kalın varisler) olmak üzere 3 gruba ayrılır. (3).

Varis Neden Olur, Nasıl Oluşur?

Varisi anlayabilmek için, toplardamar içerisinde yer alan kapakçıkları iyi anlamak gerekir. Atardamar (arter): kalpten aldığı temiz kanı dokulara dağıtırken, kanın akış yönü yukarıdan aşağı yönde ve oldukça kolaydır. (4).

Toplardamar (venler) ise tam tersi bir işlem yürüterek, kirli kanı aşağıdan yukarıya (kalbe doğru) geri taşımaktadır. Aşağıdan yukarı taşıma görevi yer çekiminin de etkisi ile oldukça zordur. Bu zorluğun aşılabilmesi için, bacak kasları ve toplardamar kapakçıkları yardımcı olmaktadır. (5).

Toplardamar kapakçıkları bacaklardan, baldırlara kadar 5-10 cm aralıklarla birden fazla noktada bulunmaktadır. Aynı zamanda derin toplardamar etrafında, pompa vazifesi gören kaslar bulunmaktadır. Kasların hareket etmesi ile birlikte kan yukarı ittirilir. Bu ittirme esnasında toplardamar kapakçıkları açılarak, kanın ileri gitmesini sağlar. Kaslar gevşediğinde ise kapakçıklar kapanarak kanın geri kaçışını önler.

Kapakçıkların bozuk ya da yetersiz olması halinde ise maalesef geri kaçışa engel olunamaz. Bu nedenle kirli kan bacak bölgesinde bekler ve damarların genişlemesine, ağrı, kramp, ödem gibi şikâyetlerin ortaya çıkmasına neden olur. (6).

Aşağıda yer alan videoda kapakçıklar ile ilgili bilgilendirici bir animasyon bulabilirsiniz.

Varis İçin Risk Faktörleri Nelerdir?

Üst paragrafta, varis hastalığının oluşumuna dair detayları gördük. Şimdi de toplardamar kapakçıklarının bozulmasında etkisi bulunan nedenleri görelim. Varis nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte; risk faktörleri arasında genetik, yaş, cinsiyet, fazla kilo ve çalışma şekli bulunmaktadır.

  • Yaşlanmak: Varis hastalığı riski, yaşlanmaya bağlı olarak artmaktadır. Bunun nedeni: damarların uzun süre kullanıma bağlı oluşan hasardır. Özellikle 35-40 yaş sonrası riskte artış görülür. 70 Yaş sonrası ise daha da dikkatli olmak gerekir. (7).
  • Derin Ven Trombozu (DVT): Toplardamarlar, derin ve yüzeysel olmak üzere 2’ye ayrılır. Derin toplardamarlarda ortaya çıkan kapakçık bozukluğu ya da yetersizliği, DVT dediğimiz (derin ven trombozu) olarak anılır. Böylesi bir sorununuz varsa da risk oranı artmaktadır.
Varis kadınlarda daha fazla görülür
  • Kadın Olmak, Doğum Yapmak: bir diğer riskli grup ise kadınlardır. Yapılan araştırmaların hemen hemen hepsinde kadınların, erkeklere göre daha riskli olduğu görülmüştür. Bunun nedeni doğum ile açıklanmaktadır. Doğum yapan kadınlar, henüz doğum yapmamış kadınlara göre daha risklidir. Aynı şekilde doğum kontrol haplarının kullanımı ve menopoz döneminde kullanılan östrojenler (hormon ilaçları da) risk oluşturmaktadır. (8). (9). (10). (11). (12).
  • Genetik: Ailesinde venöz yetmezlik ya da derin ben trombozu olan bireylerde varis için risklidir. (13).
  • Fazla Kilolu (Obez) Olmak: sağlıksız beslenmenin neden olduğu hastalıklardan biri de varis diyebiliriz. Vücut kitle indeksi (VKİ) 25-29,9 arası olanlar aşırı kilolu, 30-39,9 obez, 40 kg/m2 olanlar ise morbid olarak sınıflandırılmaktadır. Vücut kitle indeksi 25 kg/m2 üzeri olanlar varis riski içermektedir. Yağ kütlesinde artış, damarlarda esneklik kaybına sebep olur. Fazla kilolu olmak, bacaklarda daha fazla basınç oluşturmaktadır. (14).
  • Ayakta Çalışmak: Varis hastalarının büyük bir bölümü çalışan ya da emeklilerden oluşmaktadır. Bu nedenle mesleki hastalıklar arasında ye almaktadır. Bir zamanlar öğretmen hastalığı olarak da tabir edilirdi. Uzun süre ayakta çalışmak ya da tam tersi uzun süre oturarak (hareketsiz) çalışmak varise neden olmaktadır.

Ayakta çalışmak basınç artışı oluştururken, oturarak çalışmak ise kan akışını durma noktasına getirerek kapakçıkların bozulmasına neden olmaktadır. Birçok meslek varis riski içermektedir. (15). (16).

Çalışanlar için basit bir korunma önerisi aktarmak istiyorum. Çalışanlar 30-45 dakika aralıklarla görev yerlerini terk ederek 1-2 dakika yürümeleri gerekir. Bu damarlarda oluşan basıncı ortadan kaldıracaktır. Aynı şekilde ayakta iken bacak kaslarını çalıştıran basit egzersizler de yapabilirsiniz.

Varis Belirtileri Nelerdir?

Bacaklarda ağrı, ödem, kramp gibi şikâyetler; varis hastalarında en sık görülen bulgular arasında yer alır. Varis belirtilerini anlamak için, toplardamarlarda gelişen değişiklikler ve toplardamar etrafında bulunan dokuların farklılaşmasına odaklanmak gerekir. Örnek: Ciltte renk değişimi bunlardan biridir.

Bacaklarda ağrı: varis hastalarında ağrı, gün içerisinde (öğlene doğru) sızı şeklinde başlamaktadır. Kişinin ayakta durmaya, çalışmaya devam etmesi halinde; şiddeti artarak devam eder. Tabii ki her bacak ağrısı varis kaynaklı değildir. Varis dışında onlarca hastalık, bacaklarda ağrıya neden olmaktadır. (17).

Varis belirtileri

Varis ağrısı, diğer ağrılardan nasıl ayrıştırılır?

Bacaklarda ağrının tek nedeni venöz yetmezlik (varis) kaynaklı değildir. Bu nedenle sorunun venöz yetmezlik kaynaklı olduğunu anlamak için basit testler yapabiliriz. Yapacağımız ilk test, ağrı anında yürümek olacaktır. Yazın güneşin en etkili olduğu saatler dışında yürümek gerekir. Sıcak hava, sıcak su damarları genişleterek ağrının artmasına enden olur.

Yürüyüş imkânı olmayanlar ise yatak, koltuk ya da temiz zemine sırt üstü uzanarak; bacakları 20-30 cm yukarıda (kalpten yukarıda) tutmak da iyi gelecektir. En basit hali ile bacakların altına yastık koyarak 15-20 dakika uzanmak yeterlidir. Akşam yatarken bunu alışkanlık haline getirebilirsiniz. Huzurlu bir uyku ve sabah mutlu bir şekilde uyanmanızı sağlar.

Bir diğer seçenek soğuk su ile bacakları yıkamak, duş almak, banyo yapmak olacaktır. Rahatlamanız, ağrının hafifletilmesi konusunda yardımcı olacaktır.

Kramp: baldır kaslarında kontrolsüz kasılma sonucu ortaya çıkar ve dayanılması zor ağrılara neden olmaktadır. Geceleri sık görülmesi nedeniyle, gece krampları olarak da tabir edilir. Gece krampları: kişiyi uykusundan ağrılı bir şekilde uyandırmaktadır. Kramp süresi, birkaç saniye ile 30 dakikaya kadar devam edebilmektedir. (18).

Kramp nedenleri arasında sodyum, magnezyum, potasyum eksikliği yanı sıra kasların fazla kullanılması bulunmaktadır. Özellikle sporcularda bu durum sık görülmektedir. Varis hastalarında da kramplar sık görülür. Bunun nedeni kirli kanın sinirlere baskı yapması şeklinde yorumlanmaktadır. Aynı şekilde sıcak havalar ve susuzluğa bağlı olarak da kramplar oluşur. Bazen altında yatan neden, ciddi bir hastalıkta olabilir. (19).

Tedavisi yapılan varis hastalarında, krampların azaldığı ya da tamamen ortadan kalktığı yapılan bilimsel araştırmalar ile ortaya konmaktadır.

Damarların genişleyerek, cilt üzerinden görünür hale gelmesi: varis belirtilerine verebileceğimiz bir diğer örnek ise damarların cilt yüzeyinden kolayca fark edilir olmasıdır. Muayene esnasında doktor, ilk olarak bacaklara gözlemler. Bunun nedeni, cilt yüzeyinden fark edilen kılcal damar ya da toplardamar genişlemesi olup olmadığıdır.

Venöz yetmezlik, ağrı, kramp gibi şikâyetlere ek olarak toplardamar ve kılcal damarların genişlemesine neden olur. Normalde 2-3 mm olan toplardamarlar, genişlemeye bağlı olarak bazen 3-4 cm’ye kadar çıkabilir. Aşağıda yer alan görselde ne demek istediğimi daha net anlayacaksınız.

Varis belirtileri

Bacaklarsa Şişlik (Ödem) varis hastalarının, belirttiği şikâyetler arasında: ağrı ve kramp yanı sıra ödem sık görülmektedir. Bacaklarda şişlik ile karakterize olan ödem, DVT ve venöz yetmezlik sorunu olan (varis hastalarında) sık görülür. (20).

Ödem oluşan hastalarda, venöz yetmezliğin ilerlediği söylenebilir. CEAP sınıflandırmasına göre ödem olan hastalar C3’de yer alır. CEAP Nedir? Sorusuna yanıt verelim. 1994 Yılında, varis hastalarının sınıflandırılması için geliştirildi. C0 ile 6 arasında hastalığın ilerlemesine göre rakamlar bulunmaktadır. C0 herhangi bir varis problemi yok demektir. ( C: Klinik görünüm, E: Etiyolojik faktörler, A: Anatomik dağılım ve P: Patofizyolojik durum) şeklindedir. (21).

Varis hastalarında sık görülmesinin nedeni, toplardamar kapakçıklarının yetersizliği ile alakalıdır. Kirli kanı, sıvıyı gerektiği gibi alarak kalbe geri götüremeyişi ile açıklanır. Hücreler arasında kalan sıvı ödeme neden olmaktadır.

Tabii ki ödemin tek nedeni venöz yetmezlik değildir. Lenfödem, Lipödem şeklinde ayrılarak, çeşitli nedenleri bulunmaktadır. (22). (23). Kalp yetmezliği, karaciğer yetmezliği önemli nedenler arasındadır. Aynı şekilde, kullanılan bazı ilaçlar ve beslenme ile alakalı da olabilir. Hamile kadınlarda, kan oranının artışına bağlı olarak da görülür.

Deride Renk Değişimi (Koyulaşma): Ödem ile birlikte hiperpigmentasyon dediğimiz (deride renk artışı) meydana gelir. Bu durum hastanın, CEAP sınıflandırmasına göre; C4’de yer aldığını gösterir. Deride renk değişimine neden olan etken, damarlardan hücrelere sızan protein ve demir pigmentleri olan (hemosiderin) kaynaklıdır.

Kaşıntı ve Kızarıklık: deride renk değişimi ile birlikte, staz dermatitis dediğimiz (gravitasyonel egzama) ortaya çıkmaktadır. Ciltte kızarıklık, sertleşme ve kaşıntı şikâyeti görülmeye başlar. Çoğu zaman hastalar kaşıntıyı abartarak kanamaya sebep olurlar. Bu durumda venöz ülsere davetiye çıkarmaktadır. (24).

Venöz ülser

Bacak Yaraları (Venöz Ülser): evet arkadaşlar, varis belirtilerinde son aşama olan, venöz ülser (bacak yarası) hususuna gelmiş bulunuyoruz. Varis hastalığı, CEAP sınıflandırmasında C5 ve C6 iyileşmiş ya da aktif (açık) varis ülserlerini tarif etmektedir. Bacaklarda kızarıklık, kaşıntı yerini kanama ve iyileşmesi biraz zor olan, sabır gerektiren venöz ülsere bırakmaktadır. (25).

Varis Teşhisi Nasıl Yapılır?

Öncelikle bir kalp ve damar cerrahisi uzmanına muayene olmamamız gerekiyor. Size en yakın ve ücretsiz muayene imkânı sunan, kalp damar cerrahisi uzmanlarına ulaşmak için aşağıda yer alan WhatsApp butonuna tıklayarak bilgi alabilirsiniz.

Varis muayenesi, öncelikle hastanın şikâyeti dinlenerek yapılır. Sonrasında gözle kontrol edilerek, cilt üzerinde ortaya çıkan değişiklikler gözlemlenir. Son aşamada ise Doppler Ultrason cihazı kullanılarak hem toplardamar hem de atardamarlar kontrol edilir. (26).

Varis muayenesi

Doppler görüntülemesindeki amaç hem teşhis hem de tedaviye engel bir durum olup olmadığına bakılır. Sorun derin toplardamarlarda olması halinde maalesef müdahale edilemez. Bu tür hastalara rahatlatıcı ilaçlar, varis çorapları önerilmektedir. Bu nedenle Doppler Ultrason görüntüleme çok önemlidir.

REFERANSLAR

1. Bergan, J. J., & Bunke-Paquette, N. (Eds.). (2014). The vein book. OXFORD University press.

2.Rose, S. S., & Ahmed, A. (1986). Some thoughts on the aetiology of varicose veins. The Journal of cardiovascular surgery, 27(5), 534.

3. Lim, C. S., & Davies, A. H. (2009). Pathogenesis of primary varicose veins. British Journal of Surgery, 96(11), 1231-1242.

4. Ku, D. N. (1997). Blood flow in arteries. Annual review of fluid mechanics, 29(1), 399-434. 5. Tucker, W. D., & Mahajan, K. (2017). Anatomy, blood vessels.

6. Cox, J. L., Chiasson, D. A., & Gotlieb, A. I. (1991). Stranger in a strange land: the pathogenesis of saphenous vein graft stenosis with emphasis on structural and functional differences between veins and arteries. Progress in cardiovascular diseases, 34(1), 45-68.

7. Bozkurt, A. K., & Balkanay, O. O. (2017). Yaşlılarda ven hastalıklarına yaklaşım. Turk Kardiyol Dern Ars, 45(5), 102-107.

8. Sisto, T., Reunanen, A., Laurikka, J., Impivaara, O., Heliövaara, M., Knekt, P., & Aromaa, A. (1995). Prevalence and risk factors of varicose veins in lower extremities: mini-Finland health survey. The European journal of surgery= Acta chirurgica, 161(6), 405-414.

9. Lee, A. J., Evans, C. J., Allan, P. L., Ruckley, C. V., & Fowkes, F. G. R. (2003). Lifestyle factors and the risk of varicose veins: Edinburgh Vein Study. Journal of clinical epidemiology, 56(2), 171-179.

10. Krasiński, Z., Sajdak, S., Staniszewski, R., Dzieciuchowicz, L., Szpurek, D., Krasińska, B., … & Majewski, W. (2006). Pregnancy as a risk factor in development of varicose veins in women. Ginekologia polska, 77(6), 441-449.

11. Lee, A. J., Evans, C. J., Hau, C. M., Allan, P. L., & Fowkes, F. G. R. (1999). Pregnancy, oral contraception, hormone replacement therapy and the occurrence of varicose veins: Edinburgh vein study. Phlebology, 14(3), 111-117.

12. Kroeger, K., Ose, C., Rudofsky, G., Roesener, J., & Hirche, H. (2004). Risk factors for varicose veins. International angiology, 23(1), 29.

13. Fukaya, E., Flores, A. M., Lindholm, D., Gustafsson, S., Zanetti, D., Ingelsson, E., & Leeper, N. J. (2018). Clinical and genetic determinants of varicose veins: prospective, community-based study of≈ 500 000 individuals. Circulation, 138(25), 2869-2880.

14. Seidell, J. C., & Flegal, K. M. (1997). Assessing obesity: classification and epidemiology. British medical bulletin, 53(2), 238-252.

15. Varol, Z. S., Davas, H. A., Çiçeklioğlu, M., & Türk, M. (2019). Bir üniversite hastanesinde çalışan hemşirelerde varis sıklığının ve ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi. Türkiye Halk Sağlığı Dergisi, 17(3), 304-313.

16. Tüchsen, F., Krause, N., Hannerz, H., Burr, H., & Kristensen, T. S. (2000). Standing at work and varicose veins. Scandinavian journal of work, environment & health, 414-420.

17. Detmer, D. E. (1980). Chronic leg pain. The American journal of sports medicine, 8(2), 141-144.

18. Bordoni, B., Waheed, A., & Varacallo, M. (2019). Anatomy, Bony Pelvis and Lower Limb, Gastrocnemius Muscle.

19. Hirai, M. (2000). Prevalence and characteristics of muscle cramps in patients with varicose veins. VASA. Zeitschrift fur Gefasskrankheiten, 29(4), 269.

20. Gloviczki, P., Comerota, A. J., Dalsing, M. C., Eklof, B. G., Gillespie, D. L., Gloviczki, M. L., … & Padberg, F. T. (2011). The care of patients with varicose veins and associated chronic venous diseases: clinical practice guidelines of the Society for Vascular Surgery and the American Venous Forum. Journal of vascular surgery, 53(5), 2S-48S.

21. Eklöf, B., Rutherford, R. B., Bergan, J. J., Carpentier, P. H., Gloviczki, P., Kistner, R. L., … & Perrin, M. (2004). Revision of the CEAP classification for chronic venous disorders: consensus statement. Journal of vascular surgery, 40(6), 1248-1252.

22. DELİALİOĞLU, S. Ü., ARAS, M. D., & YİĞİT, Z. (2006). Lenfödem ve tedavisi. Türkiye Klinikleri Dahili Tıp Bilimleri Dergisi, 2(10), 49-58.

23. YEREBAKAN, Ö., ASLAN, S., KÖŞLÜ, A., & SAKIZ, D. (1997). Bir Lipödem Olgusu. Türkiye Klinikleri Dermatoloji Dergisi, 7(1), 37-39.

24. DOĞAN, B. (2010). Staz Dermatiti ve Staz Ülseri. Türkiye Klinikleri Dermatoloji-Özel Konular, 3(2), 87-89.

25. Baker, S. R., Stacey, M. C., Jopp‐McKay, A. G., Hoskin, S. E., & Thompson, P. J. (1991). Epidemiology of chronic venous ulcers. British Journal of Surgery, 78(7), 864-867.

26. Kim, J., Richards, S., & Kent, P. J. (2000). Clinical examination of varicose veins–a validation study. Annals of the Royal College of Surgeons of England, 82(3), 171.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


WhatsApp Canlı Destek
İletişim Bilgileri